12 Aralık, 2011

Çentikler 44

"Ancak şurası da bir gerçek: Her insanın er ya da geç eriştiği ve hayatın insanın kabullendiği bir bozgundan başka bir şeye olmadığı yaşa ulaşmış bulunuyorum."

"Şimdiden hayatımın bazı bölümleri, yoksullaşan bir zenginin tek başına oturmaktan vazgeçtiği konağının boşalmış odalarını andırıyor"

"İşte böylelikle, zamanında yapılmış şeylerden edindiğim bilgi şimdi yitirmiş bulunduğum zevkleri dengelemiş oluyor. Böyle davranarak bütün insanların yaşantısını paylaşmanın mümkün olacağını zannettim; hâlâ da zannediyorum. Bana kalırsa böylesine bir duygudaşlık, insandan geri alınması en zor ölümsüzlük türü."
(Animula, Vagula, Blandula. Hadrianus'un Anıları)



Kaynağından, döküldüğü denize kadar geçtiği tüm coğrafyaların ve uzandığı tüm mevsimlerin ardından, yaşamın son anlarına iyice yaklaşılırken, ufuk iyice daraldığından, geriye doğru ve geçmişe ayarlı bir perspektifin esaretindeki düşünceler her zaman etkilemiştir beni. Cim karnında bir noktadan boylanıp yaşamın ona vadedilmiş tüm bilisine varmış her ademoğlunun, artık aşamayacağını iyiden iyiye kavradığı yüksek bir duvara gelip duralaması. İşte tam burada, tam karşısında kaçınılmaz bir monolog başlayacaktır sessizlikte; artık bir muhasebeden fazlası gereklidir. Kayıt defterleri bu amansız cebri sökmek için çevrilmez artık. Sarsıntının gücü, kabullenişin yumuşaklığı ve kırılganlığı ile orantılıdır. Beden, o zevklerin tarlası, yeme içmenin zevkine, türlü hazların koynunda kendinden geçişlere, kaygısız ve yumuşak uykulara duyarsızdır artık; türlü işaret ve sızılarla çöküşün geldiğini dillendirir durur. Encamında tek korunaklı liman, amansız belleğin kendisidir. Beden artık hissetmese de bellek hatırlar. Katlanmak için, biriktirilemez hazlar yerine, unutulmaz anlar biriktirmeli insan; yaşamdan, kitaplardan, seslerden...




MS, 2011

2 Yorum:

nomen dedi ki...

Amansız bellek; bedenlenmiş bir bellek yahut da bellekleşmiş bir beden.

Oku-yorum.

MS dedi ki...

evet belki de tüm çelişkiler bu dualiteden boyveriyor.