"Hora incerta, mors certa"eğer...
Sınırları kaybolmuş ve birimleri unutulmuş bir zamanın ardından, sonrasız bir çevrim içinde dolanan, başı ucu birleşmiş bir ırmağın gür ve arı mantığında, pür bir bekleyiş bilgeliğine dönüşen, yeninin yegane nişanesi unutuşun kutsandığı, sürekli çoğalan sakınımsız ve telaşsız bir yaşamın içine doğabilirdi her şey. Eğer...Eğer ölüm olmasaydı.
Oysa, ölüm bulunmuştu; ölümsüzlüğün olabilirliğine dair hiçbir umut beslenmiyordu artık, bunu böylece kabullenmişti ademoğlu, tanrı(lar) ve öteki dünya düşleri, cennet ve bahçeleri acıyı hafifletsin diye mitleştirilip kuşakların usundan usa ulanmış, kulaktan kulağa fısıldanıyordu. Madde, zihinde ve yeryüzünde dolanan tüm gölgelerin koşulsuz devinimlerini, boyutlarını, gün ve gece düşlerini, sınırlarını yoğurmuş; ruh, tıpası açılmış bir zihin balonunun ağzından süzülüp gökyüzünün çevrenine doğru kaçmıştı. Oysa! sanki? ruh vardı: sanki onunla hiç karşılaşmamışken daha, maddenin yitiminden sonra yola devam edilecekti onunla...
Oysa, ölüm bulunmuştu; ölümsüzlüğün olabilirliğine dair hiçbir umut beslenmiyordu artık, bunu böylece kabullenmişti ademoğlu, tanrı(lar) ve öteki dünya düşleri, cennet ve bahçeleri acıyı hafifletsin diye mitleştirilip kuşakların usundan usa ulanmış, kulaktan kulağa fısıldanıyordu. Madde, zihinde ve yeryüzünde dolanan tüm gölgelerin koşulsuz devinimlerini, boyutlarını, gün ve gece düşlerini, sınırlarını yoğurmuş; ruh, tıpası açılmış bir zihin balonunun ağzından süzülüp gökyüzünün çevrenine doğru kaçmıştı. Oysa! sanki? ruh vardı: sanki onunla hiç karşılaşmamışken daha, maddenin yitiminden sonra yola devam edilecekti onunla...
"Mors certa, vita incerta"
Eğer ........ olmasaydı, Eğer! önce bu adı zamanla unutulacak hastalık için, zamanın yekpare uzunlukta olacağı bir şölen düzenlenebilirdi. Ardından "zaman" ve tüm birimleri, saliseler, saniyeler, günler, aylar, yıllar ve asırlar, kol saatleri, duvar saatleri, takvimler, saat kuleleri, eskime fiilinin zaman düşümleri, yeni sıfatının zaman bükümü kipleri; zamana dair ve ait olan herşey, ellerindeki tırpanı bir kenara bırakmış olarak resimlenebilecekti. Yukarıdan gözleyen, iyileri cennetine koyan, cehenneminde kötüleri kavuracak bir tanrı betime yerine, usunun sınırlarında, sonrasızlığın damaklarında bıraktığı garip bir tadla efsunlanmış ademoğulları, her daim ve bütünün içinde onlarla beraber olduğunu düşünecekleri yeni tanrısını buluna kadar upuzun bir yol katetmek zorunda kalabilirdi. Eğer ... olmasaydı, beden bir zaman sonra kayıtsız bir hapishaneye dönüşeceğinden, herkesin payına düşeni sorguladığı bir cisme bürünme felsefesi ardından, deliliği, bedeninden kaçıp gitmeyi düşünüp de gidemeyenlerin büyüttüğü delikapan çağının avucunda, "sonsuzluk" hapishanesinin kaygısını haritanın tüm sınırsızlığına yayarken görecektik. Oysa, .... varken beden can kuşunun geçici kafesi idi. Delikapan çağı, ölüm olan zamanlarda ölümün kabullenilişine benzer bir kabullenme çağının ardından, beklemenin ve beklentisizliğin bilgeliğinin öğrenildiği, sudan akmanın, taştan taş kesilmenin, doğadan sürekli dönüşüp taze kalmanın esenliğiyle bir son bulacaktı belki. Bitimsizlikle, yüzyıllardır yaşınıyor ve neredeyse herşey biliniyor olduğundan, "unutuş"un bir yenilikle karşılaşmanın yegâne tesellisi olması ve öğrenilmesi gereken bir kavrayış ve yaşam biçimi olması da kaçınılmazdı. Eğer ...... olmasaydı korkunun zembereği sadece "acı" için boşalacaktı..Acı, beden hapishanesini sürekli hatırlatacaktı...Acı ve hastalık yokken, bedeninin farkında olan kim var ki hem?
Eğer......olmasaydı. Sınır ve son'a dair tüm kavramlarda bir reform yaşanacaktı. Sonrasız ve sınırsızlığa dair özgürlük palavraları, yerini derin bir kabullenişe ve katlanışa bırakacaktı. Nihayetinde uzun binyıllar sonra, şu bitimsiz olacağı düşünülen öte dünyalardan birinde yaşıyıp gidiyor olduğumuza da söyleceklerin ve insanların bir dönem bunu da inanmaya başlayacağı kesin. Kimilerine göre zaten artık cennette idik, diğerlerine göre cehennem de olabilrdik; ama ortak karar verildiğine göre öte dünyaya iniş gerçekleştirilmişti. Eğer hal böyleyse, sonsuzluğa katlanmak için sabır diliyor olmalıydık yeni bulduğumuz tanrıdan...
merih sakarya
2011
0 Yorum:
Yorum Gönder