" 'Bu olduktan sonradır ki, şu oldu.!' Bu noktada bizi yatıştıran, basit bir sıranın varlığıdır, hayatın olağanüstü çeşitliliğinin, bir matematikçinin söylemiyle, tek boyutlu bir düzlemde resmedilmesidir; mekanda ve zamanda cerayan etmiş ne varsa, hepsinin incecik bir tele dizilmesi, 'anlatının ana motifi' diye adlandırılan noktada odaklaştırılmasıdır; hayatın ana motifi de işte bunun aynıdır. 'Olduğu zaman', 'önce' ve '...sonra' diyebilen kişi, aslında ne mutlu kişidir! O kişi kötü bir şey yaşamış, acıyla kıvranmış olabilir: Fakat olayları zamanın içinde akışlarına göre sırayla yeniden anlatmayı başardığı anda, kendini sanki güneş karnını ısıtıyormuşçasına iyileşmiş hisseder. Romanın sanatsal düzlemde yararlanmış olduğu şey; işte budur: Yolcu, ister sağanak yağmurun altında anayolda at sürsün, ister sıfırın altında yirmi derecede soğukta karda yaya yürüsün, okur kendini keyifli hisseder, ve epik anlatımın çocuk bakıcılığı yapan kadınların bile küçüklerini sakinleştirmek için yararlandıkları bu sanatsal aracı, başka deyişle 'aklın perspektif bağlamında bu değerini en çok ispat etmiş kısaltılışı' aslında doğrudan hayata dahil bulunmasaydı, bunu anlayabilmek güçleşirdi. İnsanların büyük çoğunluğu kendi kendisiyle olan temel ilişkisinde anlatıcı durumundadır. Onlar şiiri sevmezler, ya da çok kısa süreler için severler, ve hayatın ana motif örgüsüne biraz da 'çünkü' ve 'böylece' karıştırılsa bile, aklın bunun ötesine geçen her türlü müdahalesinden nefret ederler: Onlar, olguların düzenli şekilde birbirini izlemesinden hoşlanırlar, çünkü bu, bir zorunluluk gibi gözükür, ve hayatlarının bir 'seyrinin' bulunduğu izlenimi sayesinde, kendilerini kaosun içinde şu veya bu şekilde korunmuş hissederler."
Robert Musil, Niteliksiz Adam
Kendi hikâyesini uygun bir düzende, kendisi için dillendirebilen kişi, yaşayışının ana güzergâhını kat eden olayların sıradanlığı, korkunçluğu, bir yer varmazlığına aldırış etmeden bundan sonraki adımı atmak için zincirin önceki halkalarına dayanarak yeni bir halkayı daha ekleyiverir. Yaşamın tamamı birbirine her an(la) çok kolay ekle(mle)nemeyecek fragmanlar halinde yaşanmasına rağmen, fragmanların birbirine ulanmasının yaratmış olduğu bütünsellik hissi, kişiye başı ve devamı belli olduğudan 'geleceği de olacak' bir korunaklılık sağlar. "Şimdi" ele avuca sığmaz bir şekilde sürekli yeni bir "şimdi"ye doğduğundan, arkasında bıraktığı "geçmiş" denen tortuyla erimiş bağları, olguların seyriyle görünmez bir ipe dizilir. Yekpare bir zamanda, değişmez bir sahneye (dekor ve kostüm değişsede) sürekli çıktığını uslamlamak çıldırtabilirdi insanı. Oysa, 'yol' vadedicidir; olguların birbirini takip eden seyrinin uzamsal bir şeklidir adeta; bu haliyle insanın kendine anlattığı hikaye, kaosun birbiri içine geçişen, sayısız yönlere ve boyutlara uzanan, bilinmeyen, ürküten yollarının ve çıkmazlarının aksine, ona kendi yolunda olduğunu ve kaybolmadığını fısıldayıp durur.
MS, 2011
0 Yorum:
Yorum Gönder