26 Ocak, 2011

Kısa öyküler 59


Ne zamandır bu ziyareti beklemesine rağmen, ziyaretin yaklaştığının farkına bile varmamıştı. Bekliyor olmasına rağmen giyimi konusunda hâlâ özenli, yıllardır tekrar etmekten usanmadığı bazı alışkanlıkları konusunda ısrarcıydı. Yüzündeki kırışıklar, ağaran saçları, kendini tutturulmuş kemerin üstünden koyvermiş göbeğine rağmen gençliğindeki yakışıklı ve dingin adamdan yansıyan cılız ışık dikkatlice bakıldığında hâlâ seçilebiliyordu. Pantalonu ve gömleği eski moda fakat baharın renkleri ile uyumluydu. Ağaçlarla adeta yeşil bir mağaraya dönüşmüş parkın bu köşesinde, rahat bir bankta şu anda öğle şekerlemesine devam etmesine rağmen birkaç saat sonra yanına oturan meraklı başka bir ihtiyarın da (üstüne düşecekti) farkedeceği üzere teknik olarak bir ölü olacaktı. Ölen birinin hareket etmesinin imkansızlığına yani herhangi bir eyleme geçerek başka birine zarar veremeyecek olmasına rağmen kucağına düştüğü ihtiyar kadın, cin çarpmışçasına, parkta iç huzurunu mayalamaya gelmiş tüm insancıkların içine işleyen tiz bir çığlık koyuverecekti. Kadını, üzerine düşen enkazı itelerken uzaktan görenler bunu mevcut verilerle değerlendirerek ilkin bir karı koca kavgasının hararetli sahnesi sanmalarına karşın, kasların yitmiş gerginliğiyle banktan aşağı yuvarlanan bedenin devinimlerindeki cansızlık kısa zamanda anlaşılacaktı. Adam, o an hayatta olsa idi, bir hanımefendi tarafından herkesin gözü önünde bir öcü gibi itelenerek mahcup bırakılmaya kesin kes şiddetle karşı çıkacak olmasına rağmen ölmüş olacağı için durumu kabullenmiş gibi gözükecekti. Kısa süre sonra gelen ambulansdaki görevlinin, karşılaştığı fizyolojik durumu alışılagelmiş terimlerle süsleyerek belgede belirttiği üzere teknik olarak öldüğü (yani ex olduğunu vs) kayıtlara geçecekti. Belge üstündeki saat ve dakika, kısacık bir an sonra kuşkuya yer bırakmayacak şekilde mevcut zaman göstergelerinin gerisinde kalacaktı. Artık bir ölü olduğundan, bu peş peşe dizilmiş sahneler birbirine eklenip dururken, adam, yüzündeki ifadesizliğin de katkısıyla rüzgâra kapılmış koca bir yaprak gibi ya da cüssesi düşünüldüğünde sele kapılmış koca bir kütük gibi hiç bir şey yapmasına gerek kalmaksızın başka bir hâl içinde de yol almaya devam edecekti. Diğer bir deyişle ölülere verilen bedava taşıma vs işlemleri büyük bir kolaylık içinde yinelecekti. Ambulans içinde kısa bir yolculuktan sonra ilgili ilgisiz tüm kayıtlara bu yeni hâliyle geçmesi, önce hastanenin, sonra devletin ve şehrin yıllık ölüm envanterlerinin, oturma belgelerinin, sigorta kayıtlarının (ve diğer tüm kayıtlardan düşmesi için son bir kayıt meselesi daha)düzenlenmesi, bir yakınına haber verilmesi ve morgun raylı dolaplarına konulması için hiç bir uğraş sarf etmesi gerekmeyecekti. Yaşarken yalnızlığını eylemek üzere görüşme çağrısı gönderdiği ama hayatın tüm zaman göstergelerini unutturan hızlı hayhuyundan dolayı (kendi yakınları dâhil) toplanması neredeyse imkânsız bir kalabalığın, birbirini takip eden hızlı bir telefon ve haberleşme zincirinden sonra kimileri bazı başka şehirlerden hatta ülkelerden bir araya gelerek, anlamlı bir dayanışma içinde durumu bir an önce olağanlaştırmaya çalıştıkları küçük ve sessiz bir partinin düzenlemesi içinde kılını bile kıpırdatması gerekmeyecekti. Kısacası herşey onun için çok önceden düşünülmüş ve tasarlanmışcasına, bir çırpıda, artık hareket etmeyen ve yüz mimiklerini kaybetmiş bu cansız bedenden kurtulunulması için gerekli önceden yazılmış tüm prosedür, gelenek, önlem, yazışma, iletişim süratle işleme konacaktı. Öte yandan kütüphane üyeliğinin kayıtlardan düşürülmesi, internet sayfasının ağın çöplüğünde unutulması için birkaç onyıl, onun anan insanların ortadan kaybolması için bir kaç çeyrek asır, ondan geriye kalan kimi eşyaların (resim vesaire) zamana yenik düşmesi için birkaç yarım yüzyıl gerecekti. Mevsimlere ve zamana meydan okuyan mezar taşının da birkaç yüzyıl sonra tamamen tahrip olması ve toprağa gömülmesi ile birlikte yeryüzünde bir zamanlar yaşamış olduğunu gösteren tüm ayrıntı ve kalıntılar tamamen silinecekti.
Oysa hâlâ yaşıyordu; öğle şekerlemesine ara verdiğinde, sık örülü yaprakların arasından süzülerek gözlerinin içine sokulan güneş ışınları ile gözlerini açtığında derin bir nefes aldı. Gündelik hayatın ayrıntılarını düşünürken yaşlılığın insana bahşettiği, gençliğine adeta yabancılaşıldığı için ağızda egzotik bir tat bırakan birkaç hatıranın içinden şimşek hızıyla geçti. Biraz serin olmasına rağmen güzel bir gündü, bu günün ve şehrin nefis bir köşesinde kurulu olduğunu düşündü. Beklediği ziyaretin geciktiğini ansıdı. Parkta gezinen ve dinlenen türlü insanlara doğru yönelttiği bakışları tekrar kendine yöneldi. Hayatının son zamanlarda oldukça basit; üç öğün yemek hazırlıkları, ortalığın elverdiğince toparlanması, güç toplanabildiği zamanlarda parka kısa yürüyüşlerin yapılması ve arada sevdiği kitaplardan güç bela birkaç satır okunması etrafında devinen durgun akışı içerisinde huzurlu ve mutlu olduğunu düşündü. Bu kadar basitliğin, gençliğindeki birçok arzu ve isteğinin yerine getirilmesi için var gücüyle peşinden koştuğu, dur durak bilmeyen zamanların aksine onu bunca mutlu edebildiğine şaştı. Belki de diye düşündü, benim için daha başkaca planları var ya da ben gitmemek için direniyorum, ama böylesine olabildiğince mutluyum. Aklına gelen bir düşünceyle gözleri uzaklara doğru daldı, ardından dudaklarında gezinen hınzır gülümseme ile sessizce söylendi "ya da tanrı beni burada tamamen unuttu". Bu hınzır bir gülümsemenin ardından tekrar gözlerini kapattı. Hâlâ yaşıyordu, eklemlerindeki tatlı uyuşukluk ile arkasına doğru yaslanırken baharın serin tazeleğiyle olabildiğince doldurdu ciğerlerini.


MS, 2011

0 Yorum: