23 Nisan, 2007

Tüy kalemin kısa tarihi

Yazma araç gereçleri arasında şimdiye kadar en uzun süre kullanımda kalmış yazı aleti, tüy kalemdir. Altıncı yüzyıldan, ondokuzuncu yüzyıl başına, başka kalemler icat edilene değin neredeyse binyıl boyunca çoğunlukça kullanılan en önemli yazı aracı olmuş. Isidore (öl.636) ve çağdaşlarına göre tüy kalem bir önceki yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Aynı şekilde St. Brovverus'da kendi zamanında (7.yy) kamış kalem ve tüy kalemin beraber kullanıldığını belirtmiş. Bu yüzyıllar arasında üretilen, çoğaltılan önemli metinlerin yazarlarının (yazıcılarının) hepsinin elinde uzun yüzyıllar boyunca bir tüy kalem bulundurduğu düşüncesi heyecanlandırıyor beni. Klavyenin ve daktilonun aksine, bir "kavrayış"la parmakların ucunda durduğu, organik bir malzeme oluşu, uçmak eylemi ile uzaktan da olsa çağrışımı koruması, yapımının zaman alan bir emek istemesi, ömrünün sınırlı oluşuyla her zaman yazma eylemi için icat edilmiş en romantik araç olarak kalacak gibi geliyor bana. Hokkanın içindeki mürekkebe -siyaha, bilinmeze- daldırıp, beyaz kağıtta ucundan sökün eden kelimelerin yayılması tanık olmak, ucundaki mürekkebi suya batırıp temizlemek, ucunu gerektiğinde çakı ile sivriltmek ve sonunda kağıt üzerindeki ıslak mürekkebi kurutmak eylemleri, düşüncenin yazıya geçişini bir ritüel haline dönüştürüp, yazma eylemini zihinde mühürler. Süreç düşün/cenin yazıya aktarılması için kusursuzca biçimlendirilmiştir sanki. Yazı adeta parmak uçlarından, kağıdın ak yüzüne akar.
İngilizce "Pen" kelimesi latince penna(e) (tüy)'den gelir. Tüy kalem uzun yüzyıllar kullanıldığından böyle bir buluş, penna'dan pen'e geçiş pek şaşırtmıyor insanı. Hâlâ bazı meraklılar tarafından kullanılan en iyi tüy kalemleri, -zor bulunduğu da düşünülürse- kuğu tüyünden yapılırmış. Kaz tüyleri, kartal, baykuş ve hindi tüyleri de kullanılmış bunun için. En iyi tüylerin bahar zamanında kanatlarını dış tarafından edinilen tüylermiş. Her kanattan iyi beş tane tüy elde edilebilirmiş. Elde oturduğu kavis düşünüldüğünde, sağ elle yazanlar için sol kanattan alınan tüyler makbul. Dayanıklılığı ve mürekkebi tutması önemli. Genellikle daha dayanıklı hale getirmek için sıcak kumda bekletilirmiş bir süre, bu işlemin bir kaç kez uygulandığı tüy kalemler diğerlerine göre daha kıymetli. Daha sonra her ne kadar romantikliğini bir miktar yitirse de, yazana kolaylık olsun diye uç kısımdaki tüyler alınırmış. Ucu bir bıçakla kesilerek sivriltilir, tüyün iç boşluğunda mürekkep için bir oluk çizgisi çizilirmiş. Yapım metodunu merak edenler detaylı bir açıklamanın ve resimlerin bulunduğu bu siteye bakabilirler.
Tüy kalemin peşinden gezinirken epey farklı yerlere savruldum. "Yazı gereçleri birliği" olarak çevirebileceğim WES bir birlik oluşturup yazı gereçleri meraklılarını bir araya getirmiş İngiltere'de. Galerisindeki kalemlikler, salyangoz mürekkep hokkaları etkileyici. 2007'nin Ekim ayında Londra'da geniş çaplı bir etkinlik olacağını duyurmuşlar.
Bunca uzun bir süre yazı gereci olarak kaldığına göre dedim kendi kendime, birkaç gönderme ya da alıntı olmalı, derken Byron'un şu alıntısına rastladım: “Oh, nature's noblest gift, my grey goose quill, Slave of my thoughts, obedient to my will, Torn from the parent bird to form a pen, That mighty instrument of little men”
Kurşun kalem için 1560 yılları ( Henry Petroski, The Pencil: A History of Design and Circumstance), mürekkepli-kalem için 1800'lerin başını (1803, Wise) beklemiş olduğu düşünülürse, "küçük adamın, tüyden ama kudretli yazı gereci" epey yer etmiş olmalı yüzyılların zihninde, öyleyse "söz uçar, yazı kalır" ve yazı kanatlıdır.
Nisan 2007,
Merih Sakarya

Hiç yorum yok: